Güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güvenlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2008 Cuma

USAK Başkanı Laçiner: 'PKK Saldırılarının Hedefi Diyarbakır'


Serpil AÇIKALIN, USAK Gündem

Kanal D AnaHaber'de Mehmet Ali Birand'a konuşan USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, PKK'nın 'maksimum eylem' kararı aldığını ve kışa kadar hergün eylem yapmayı hedeflediklerini söyledi. Laçiner eylemlerin hedefinde sadece asker ve polisin bulunmadığını, sivillerinde en az güvenlik güçleri kadar hedef alınabilkeceğini, örgütün zor günlerde karşı saldırılarla ayakta kalmaya çalıştıklarını söyledi.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı ve strateji uzmanı Sedat Laçiner PKK'nın son dönemde artan eylemlerini Kanal D'de değerlendirdi.

"Saldırılar her yıl eylül ekim aylarından artar. Saldırıların dönemsel bir nedeni de var. Ancak bu sene geçen seneye göre biraz daha fazla ve daha sansasyonel saldırı yapıldı" diyen Laçiner bunun nedenini şöyle açıkladı:

MAKSİMUM EYLEM KARARI ALDILAR

"Saldırıların artmasının bir nedeni terör örgütünün en son kongresinde aldıkları karar. Maksimum eylem kararı aldılar. 'Eylemsiz gün geçmeyecek. Bir çöp bidonu da bulsanız, ilgisiz bir bir kişiyi de görseniz öldüreceksiniz' denildi teröristlere. Sadece askere değil, sivillere de eylem yapılacak. Kışa kadar yapabilecekleri kadar eylem yapacaklar. Bu nedenle alınacak önlemler artmalı. Belki tüm saldırıları önlemek mümkün olmayacak. Ancak en azından kayıplar azalabilir ve kitlelerin eylemlerden daha fazla olumsuz etkilenmesi engellenebilir."

TERÖR ÖRGÜTÜ DİYARBAKIR'I VERMEK İSTEMİYOR

Kanal D'ye konuşan Laçiner'e göre PKK'nın böylesine saldırmasının iki temel nedeni var. İlki TSK'nın geçen kış yaptığı operasyonlardan büyük zarar görmesi. "Örgüt bir kırılma noktasına geldi. Son nefesindeki insan gibi, elinden ne geliyorsa yapacak" diyor Doç. Dr. Laçiner.

Laçiner'e göre ikinci temel sebep ise yerel seçimler: "Diyarbakır'ı kaybetmek istemiyor DTP. Teröristbaşı 'Diyarbakır'ı kaybederseniz hiçbir şey yapamazsınız' diyor... Bu yüzden de gündem değiştiriyorlar. Ortamı olabildiğine germek istiyorlar. Böylece DTP'nin azalan oylarını arttıracaklar. Bulanık suda balık avlayacaklar".

Doç. Dr. Laçiner bizim sorularımıza ise şu yanıtları verdi:

"Terör örgütü Aktütün saldırısından sonra umduğundan fazlasını buldu. Türkiye toplum ve devlet olarak birbirini suçlamaya başladı. Eleştiri yerini kavgaya alıyor. Tam da teröristlerin istediği bir noktaya doğru sürükleniyoruz. Zaten bu tuzağa hep düşüyoruz. İnisiyatifi kaybediyoruz. Dümene sıkı sıkıya sarılmak yerine sürüklenmeye başlıyoruz."

Laçiner "sizce Aktütün'den sonra örgütün eylem stratejisinde değişme olmuş mudur" sorusuna da şu karşılığı verdi:

"Aktütün'den sonra temel stratejileri değişmedi. Ancak eylem sayısını daha da arttırmak ve özellikle askeri hedeflere daha ağır kayıplar verdirmek istiyorlar. Böylece askerin sinirlerini daha fazla bozup, aşırı hatalara sürüklemek istiyorlar. Türkiye'deki gerilimi gördüler ve bundan beslenmenin yollarını arıyorlar. herkes daha sakin olmalı. Tuzak çok açık".


USAK Stratejik Gündem
17 Ekim 2008

15 Ocak 2008 Salı

Identiät und Terror in der Diaspora-Muslime in Westeuropa

Sedat LACINER

Der wachsende Trend unter den jugen Angehörigen der Diaspora-Muslime hin zum Exremismus und dessen Rolle im Terrorismus haben in der Westlichen Welt große Aufmerksamkeit auf sich gezogen. Untersuchungen und Befragungen haben deutlich gezeigt, dass unter den jugendlichen Muslimen, verglichen zu denen ihrer Elterngeneration, durchaus mehr Zuspruch für Radikalismus und Terrorismus zu finden ist. Wir sollten akzeptieren, dass diese Entwicklung für den Westen schwer zu verstehen ist, da die junge Generation von Muslimen im Unterschied zu ihren Eltern heutzutage in verhältnismäßig wohlhabenderen und stabilisierteren Umgebungen aufwachsen. Sie sind vermögender und besser ausgebildet als es ihre Eltern waren. Die meisten von ihnen verfügen über die jeweilige Staatsbürgerschaft des Landes, in dem sie leben, und genießen somit auch mehr Rechte als ihre Eltern. An dieser Stelle stellt sich also die Frage, wenn es nicht ernsthafte finanzielle oder politische Probleme in diesen Ländern sind, die sie belasten, warum dann können Probleme anderer Staaten wie Palästina oder Irak, wo sie doch nie gelebt haben, so schädlichen Einfluss auf ihre persönliche Entwicklung nehmen und sie gar in die Richtung des Extremismus und Terrorismus führen? Warum hat der Streit in Palästina die Eltern nicht zu Extremisten oder sogar Terroristen werden lassen, jedoch bei ihren Töchtern und Söhnen auf genau diese Resonanz stoßen können? An dieser Stelle stoßen wir auf ihre Identitätsprobleme. Ohne die Unterschiede in den Identitäten der jungen sowie der älteren Diaspora-Muslime verstehen zu können, ist es unmöglich die Ursprünge des Extremismus unter den Muslimen im Westen zu begreifen. .........................................................

13 Eylül 2007 Perşembe

Suç ve Toplumsal Düzen

Prof. Dr. Halil İbrahim BAHAR (USAK)

Suç ve mağduriyete ilişkin toplumsal tutum ve düşünceler, bireysel görüş ve algılamalardan öte, ortak bir tanımlamanın sonucu oluşmaktadır. Sosyal sorunlar hakkındaki düşünceler ve tanımlamaların oluşumunda, toplumsal süreçler içinde bireyler arası karşılıklı etkileşimlerle birlikte, medyanın olayları tanımlama ve şekillendirmeleri de etkin bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla bir eylem veya bir suça yönelik toplumsal tepkiler, sadece rasyonel yorumlar ışığında oluşmaz......................................

Kuzey Irak'a Operasyon

Sedat Laçiner

Son günlerde İran’ın Kandil Dağı ve çevresine dönük saldırıları yoğunlaştı. İran havan atışları ve bazen de hava saldırıları ile Kandil Dağı ve çevresini yoğun bir şekilde dövüyor. Saldırılar bazen kesiliyor, bazen artıyor. Ayrıca karadan da nokta saldırıları ve indirmeler yapıldığı iddiaları var. Ancak bu kısımda detaylar oldukça eksik. İçeride kaç İran askeri var, belli değil. Saldırının gücü ve etkisini de kestirmek kolay değil. Haberler daha çok Barzani, Talabani ve PKK-PJAK kaynaklarından geliyor. Onlar da saldırıların sivil köylülere zarar verdiğini, yüzlerce Kürdün köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını iddia ediyorlar. Kürt parlamentosunun verilerine göre 20 köyden 450 kadar aile köylerini terk etmiş. Bölgeden kaçtığı söylenen köylülerin ifadelerine göre İran’ın bölgeye attığı toplar sınırdan 30 km içerilere kadar ulaşmış. Reuters, Associated Press gibi saygın görünen haber ajansları dahi tüm bilgileri İran kanadından çok Iraklı Kürt kanadından alıyorlar ve adeta Talabani-Barzani propaganda makinesi gibi çalışıyorlar.

Bu saldırı İran’ın bölgeye ilk saldırısı değil. Geçtiğimiz yıl da daha küçük çaplı bir saldırı operasyonu düzenlenmişti. Bazı PKK üst düzey yöneticilerinin bu saldırılarda yaralandığı da biliniyor. İran’ı bu tür saldırılara yönelten nedenler ise çok net: ...........

22 Ağustos 2007 Çarşamba

Güneydoğu’daki Patlayıcılar ve Mayınlar

Sedat Laçiner

‘Toprak altına, köprü ve tünele ya da su altına yerleştirilen, doğrudan patlatmayla ya da dolaylı olarak, basınç etkisiyle çalışan patlayıcı maddeye’ mayın diyoruz.[1] Dolaylı olarak basınçla, yani üzerine bir ağırlık gelerek patlayan mayınları terör örgütü daha başından beri kullanıyor. Ancak son dönemdeki bombaların ezici bir çoğunluğu uzaktan patlatılan türden patlayıcılar (IEDs, IMprovised Explosive Devices). Bunun için de ateşlemeyi sağlayacak basmalı, çekmeli, salmalı, mıknatıslı, akustik vs. bir düzenek gerekiyor. PKK ateşlemede en basit yöntemleri kullanıyor. Bir konserve kutusu, bir pet şişe veya benzeri bir kap alınıp ortasından kesiliyor. Terör örgütünün elinde bolca bulunan C4 patlayıcı hemen her şekle girebildiğinden, bu kesilmiş kutunun içine iyice yerleştiriliyor. Buna bir de kalem pil eklediğinizde patlayıcınız hazır. Bir cep telefonu, ya da doğrudan bir kablo çekerek patlamayı sağlayacak ateşleme düzeneği de sağlanmış oluyor. Bu işlemi bir otomobilin uzaktan kumanda aleti, hırsız alarmı, elektronik garaj anahtarı veya oyuncak bir arabanın kumandası da yapabiliyor. Son dönemde askerlerimize en çok şehit verdiren düzenek böylece hazırlanmış oluyor. Askerlerin geçiş yollarına, yolun altına veya operasyon sahasında askerin ilerleme güzergâhına kayaların ya da otların arasına yerleştirilen patlayıcılar yakınlardaki bir terörist tarafından patlatılıyor. C4 çokça kullanılırsa patlamanın etkisi daha büyük oluyor. Teröristler tahribat gücünü arttırmak için 15-20 kg.’a kadar C4 koyabiliyorlar. Yanına bir de gübre malzemesi koyduğunuzda patlamanın etkisi artıyor. Parçaları çevreye yayabilmek ve her bir .........................................

21 Temmuz 2007 Cumartesi

ABD’de Terör Alarmı: Üçüncü Terör Dalgasının Habercisi mi?

Ihsan Bal

14 / 7 / 2007

Son bir ay (Haziran-Temmuz 2007) içersinde başta ABD ve İngiltere olmak üzere küresel terörün dip dalgasının yeniden yüzeye vurmaya başladığına şahit olmaktayız. Bu yeni süreci; üçüncü dönem, yeni kuşak veya üçüncü dalga küresel terör olarak adlandırmak ve bu ayrımla süreçleri anlamaya çalışmak mümkün. Küresel terörün yeni aşaması teröristlerin kaynağı, beslendikleri propaganda alanları, terörle mücadele yöntemlerinin geliştirdiği yeni terörist profilleri açısından yeni izler taşımaktadır. Yeni teröristlerle mücadelede, küresel terörün yeni izlerini sürmenin, istihbarat, polisiye önlemler ve diğer güvenlik güçleri açısından önemi tartışma götürmez. Ancak bu sürece konu ve yeni teröristlerin yetişmesinde önemli bir yere sahip propaganda alanlarının daraltılması da terörizmle mücadele açısından son derece önemlidir. Bir taraftan teröristle fiili mücadele diğer taraftan da terörle söylem bazında mücadele bir arada yürütülmelidir. Soğuk Savaş sonrası dönemde yeni terörizm ve daha yaygın haliyle küresel terör olarak tanımlanan asimetrik savaşım stratejisinin yaygın bir tehdit olarak varlığını sürdürdüğü ve hatta artırdığı görülmektedir. .......................................................

20 Temmuz 2007 Cuma

Laçiner İle Irak'ın Kuzeyi Üzerine Mülakat


USAK Başkanı: Sınır ötesi için tezkere gereksiz


Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon için tezkere gerekmediğini savunan USAK Başkanı Laçiner, Amerikalılar’ın da hava operasyonuna razı oldukları izlenimi edindiğini söyledi.

Kaynak: Anadolu Ajansı
18 Temmuz 2007 Çarşamba



ANKARA - Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Dr. Sedat Laçiner, Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyine büyük çaplı olmayan ve kamuoyuna duyurulmadan yapacağı olası bir hava operasyonu için ABD ile uzlaşmaya varılabileceğini, Amerikalıların buna razı oldukları izlenimini edindiğini söyledi. Laçiner, bu yaz operasyon beklemediğini ifade etti, ayrıca operasyon için tezkereye gerek olmadığını savundu.
Irak’ın kuzeyine olası operasyon konusunda geçen ay “Kuzey Irak Operasyonu” adlı kapsamlı bir rapor yayımlayan USAK’ın Başkanı Laçiner, geçmişte düzenlenen büyük çaptaki operasyonlar tarzında bir operasyonu bu yaz beklemediğini ifade etti.

Böyle bir operasyon için askeri hazırlık da görmediğini kaydeden Laçiner, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesinin tamamında şu anda 250 bin askerin bulunduğunu belirterek, sadece sınırda 200 bin askerin olduğu yönündeki söylemleri “abartılı” bulduğunu, zaten böyle bir operasyon için bu kadar askere ihtiyaç da olmadığını söyledi. .....................................................

USAK Başkanı: Sınır ötesi için tezkere gereksiz


NTV

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Dr. Sedat Laçiner, Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyine büyük çaplı olmayan ve kamuoyuna duyurulmadan yapacağı olası bir hava operasyonu için ABD ile uzlaşmaya varılabileceğini, Amerikalıların buna razı oldukları izlenimini edindiğini söyledi. Laçiner, bu yaz operasyon beklemediğini ifade etti, ayrıca operasyon için tezkereye gerek olmadığını savundu.
Irak’ın kuzeyine olası operasyon konusunda geçen ay “Kuzey Irak Operasyonu” adlı kapsamlı bir rapor yayımlayan USAK’ın Başkanı Laçiner, konuyla ilgili Anadolu Ajansı’na ayrıntılı açıklamalar yaptı.

Böyle bir operasyon için askeri hazırlık da görmediğini kaydeden Laçiner, Güneydoğu ve Doğu’nun tamamında şu anda 250 bin askerin bulunduğunu belirterek, sadece sınırda 200 bin askerin olduğu yönündeki söylemleri “abartılı” bulduğunu, zaten böyle bir operasyon için bu kadar askere ihtiyaç da olmadığını söyledi. .......................................

Terör Örgütlerinin Temel Stratejileri ve Devletlerin Düştüğü Hatalar

Sedat LAÇİNER

Teröristler başlangıç noktasında devletle kıyaslandığında oldukça zayıftırlar. Bu zayıflık sadece silah veya maddi zayıflık değildir. Siyasi-fikri alanda da zayıftırlar. Her ne kadar demokratik ve adil olmayan sistemden şikâyet etseler de, çoğu kez sistem demokratik olsa bile teröristler barışçıl ve meşru yollarla istedikleri ölçüde taraftar toplayamazlar. Bu nedenle terör için ‘zayıfın aracı’ da denir. Tabloya bu şekilde bakıldığında devletin başlangıç noktasında çok güçlü olduğu açıkça görülecektir. Sağlıklı ve güçlü bir devlet mekanizması daha bu aşamada teröristler ile ilgilenmeye başlar ve doğru yöntemleri kullanır ise terörü izole edebilir ve kısa sürede tamamen bitiremese de kabul edilebilir ‘küçük’ bir sorun haline getirebilir. Ancak bu aşamada asıl teröristler ne kadar zayıf olduklarının bilincindedirler ve devlet çoğu kez bu aşamada terörün çıkış noktası ve teröristlerin potansiyeli ile yeterince ilgilenmez. ..........................

26 Haziran 2007 Salı

Seçim Sandığına Kan Sıçramadan


Doç. Dr. İhsan BAL

Türkiye seçimlere gidiyor ve en önemli gündem maddesi terör. Şehit cenazelerinin yaktığı yürekler ve Ulus’ta sekiz vatandaşımızın can kaybıyla sonuçlanan intihar bombacısının eylemi terörü kaçınılmaz olarak gündemin ön sıralarına taşımaktadır. Terör olaylarının tırmanmasının arkasında birçok neden söz konusudur. Bunlara kısaca son dört yılda yaşanan dış gelişmeler, Irak özelinde yaşananlar ve son olarak ise seçim süreci örnek gösterilebilir. ..............

24 Haziran 2007 Pazar

Irak'a girmek için, ne yapmalı, ne yapmamalı?

Mehmet Ali BİRAND, Posta

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) ilk defa geçen yıl, yine Irak konusunda bir rapor hazırlamıştı.Aradan geçen yıl içindeki gelişmeleri de dikkate alarak raporunu güncelleştirmiş ve yeniden dağıttı.
Ben şimdiye kadar, herhangi bir Sivil Toplum Kuruluşu tarafından böylesine kapsamlı, olayı birçok açıdan inceleyebilen, böylesine ayrıntılı bir Irak raporu yapıldığını görmedim. Laf üretmeye geldiğinde, Sivil Toplum Kuruluşlarının önüne geçilemiyor. Kimi bilgisiz, kimi sırf bir ideolojiye bağlı olarak fikir ileri sürenlerle dolu. TV kanallarını şöyle bir dolaşın ve bilgi yerine ne kadar boş söz edildiğini hemen görebilirsiniz.

Prof. Sedat Laçiner'in başkanlığındaki USAK ise tam tersini yapmış.
2.5 yılda, 100'den fazla güvenlik, hukuk,Uluslararası bilimci, akademisyen ve güvenlik konularında, bölgeyi iyi bilen uzmanlarla görüşmeler yapılıp hazırlanmış bir rapor. Belki içeriği daha iyi tasnif edilebilirdi, ancak önemli değil. Böylesine bilgi kıtlığı çekilen bir konuda, bu kadarı dahi büyük başarı.
Rapordan çok şey öğrendim. Sırf bundan dolayı, meraklı okurlarım için , özetin de özetini çıkardım. Eğer raporun tümünü okumak istiyorsanız -ki, mutlaka okumalısınız- www.usak.org.tr'ye girebilirsiniz. Hem bu Vakıf hakkında bilgi edinebilir, hem de diğer yayınlarını görebilirsiniz. Bizzat konuşmak isterseniz 0312.2122886'dan da ulaşabilirsiniz.
Bu köşe'de bulacağınız özeti benden yaptım. Cümleler bana aittir. Dolayısiyle hata veya yanlış anlama olursa, bunun sorumluluğu tamamen, bana aittir. ...............................

'Operasyonu özel timler yapmalı'

BÜLENT AYDEMİR, Yeni ASIR

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun (USAK) hazırladığı raporda, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonu değerlendirildi. Raporda, Kuzey Irak'a şu anda operasyon yapılmasının doğru olmayacağı belirtilerek, uyarılar şöyle sıralandı: Birkaç yüz terörist öldürülür ancak daha fazla kişi terörist olur. Sorunun kaynağı Kuzey Irak değildir. Operasyon yapılacaksa özel timler tarafından yapılmalı. Bu tür operasyonlar iç siyasette istismar edilmemeli."


Silah da boşaltamaz
Bu arada Financial Times gazetesi muhabiri Steve Negus, Kandil Dağı'ndaki PKK kampına gitti. Negus'un yorumu, "PKK üyeleri dağdaki yerleşimlerinden muhtemelen askeri bir operasyon ile çıkarılamayacak ama muhtemelen yakın zamanda barışçıl bir şekilde inmeleri de zor" şeklinde oldu. Haberde, Iraklı Kürtlerin PKK'ya sempati beslemediği çünkü PKK'nın Marksist dönemlerinde kendilerini vatan hainliğiyle suçladığı ifade edildi. Gazeteye konuşan ve Suriye kökenli bir Kürt olduğu belirtilen örgüt yöneticisi Rustem Cudi ise, Irak'tan Türkiye'ye yönelik saldırı yapmadıklarını iddia etti. Örgütün silah bırakması için genel afın tek başına yeterli olmayacağını da söyleyen Cudi, "Sadece affedilmek için dağa çıkmadık" dedi. Terör örgütü yetkilisi, örgütün Öcalan'ın yakalanması ardından bağımsız bir Kürt devleti fikrinden vazgeçtiğini ancak bu fikre daha sonra tekrar dönebileceklerini de söyledi. Haberde son olarak PKK üyelerinin dağdaki yerleşimlerinden muhtemelen askeri bir operasyon ile çıkarılamayacağı ancak yine yakın zamanda barışçıl bir şekilde inmelerinin de mümkün olmadığı ifade edildi. ..........

USAK’ın müdahale raporu

Mensur AKGÜN

USAK, yani Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu 2004 yılından bu yana Ankara’da faaliyet gösteren bir düşünce kuruluşu. Başında Doç. Dr. Sedat Laçiner var. Ortadoğu, Afrika, Avrupa ve terör konularında çalışmalar yapıp, tıpkı diğer düşünce kuruluşları gibi raporlar yayımlıyor. Geçen günlerde de Irak’a müdahale tartışmalarına ışık tutacak, müdahalenin doğuracağı hemen tüm olası sonuçları ele alan bir raporla dikkatleri üzerlerine topladı.

İyi de yaptı. Keşke daha çok insan raporu okusa da Türkiye böylesi bir müdahalenin ne anlama geleceğini anlayabilse; tartışmalar, duygusal reaksiyon, siyasi sömürü düzleminden çıkıp kendi parametresine kavuşsa. Çünkü mesele göründüğünden çok daha karmaşık ve askeri bir müdahale, çözdüğünden çok daha fazla sorun yaratabilir.

USAK’ın Kuzey Irak Operasyonu Raporu’nda da belirtildiği gibi, Kuzey Irak’a müdahale edilmeden önce tüm çözüm yollarının denenmesi gerekiyor. Operasyon ancak tüm çözüm yolları denendikten, işbirliği imkânları arandıktan sonra ve sınırlı olduğu takdirde anlamlı. Ayrıca müdahalenin askeri açıdan gerekli olması siyasi açıdan yapılabileceğini de göstermiyor. Üstelik bizim amacımız Kuzey Irak Kürtlerini karşımıza almak değil, yanımıza çekmek olmalı.

Fakat bu konuda daha önce çok yazdığım için sözü uzatmadan tamamını www.usak.org.tr adresinden bulabileceğiniz rapora bırakmak ve önemli olduğunu düşündüğüm bazı noktaları sizinle paylaşmak istiyorum. Ancak bunlar sadece benim önemli gördüğüm noktalar, 2 yılı aşkın bir sürede 100’den fazla bölge ve güvenlik uzmanının görüşlerinin alınmasıyla yazıldığı söylenen raporda üstünde durulması ve düşünülmesi gereken daha çok detay var. Ben burada sadece riskler üstünde duruyorum ve kabaca özetliyorum.

Yine de rapora göre:

1. Operasyonun kalıcılaşma riski bulunmakta. Özellikle tampon bölge uygulaması yıllarca sürebilir, Türkiye düzenli olarak Kuzey Irak’ta operasyon yapmak durumunda kalabilir. Bu da Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin savaş görünümü almasına ve PKK’yı çok aşan bir boyuta geçmesine neden olabilir.

2. Operasyon Türkiye’yi ekonomik ve iç-dış siyasi hedeflerinden geri dönülmez bir şekilde uzaklaştırabilir. Sıcak çatışmalar başladıktan sonra geriye dönüş daha da zorlaşabilir. İsrail’in Lübnan ve Filistin’deki uygulamalarına benzer bir yola giren Türkiye’nin Ortadoğu’dan çıkması olanaksız hale gelebilir.

3. Kürt sorunu istenmeyen bir yöne kayabilir. Şu anda Kuzey Irak’ta belli ölçülerde izole olan sorun Kuzey Irak ve Güneydoğu’nun Türk güvenlik güçlerince birleştirilmesi sonucunda tek bir bölge haline gelebilir. Bu durumda PKK veya başka bir grup pan-Kürdist hedefine daha kolay ulaşabilir.

4. Operasyonun başarısız olması halinde terör örgütü daha çok militan ve sempatizan bulabilir. Örgüt yeniden yükselişe geçebilir. Türkiye’nin saldırısı PKK’ya ağır bir darbe vurmazsa güçlendirir.

5. Operasyon sırasında yapılacak hatalar Türkler ile Kürtler arasında kalıcı hasarlara yol açabilir. Hata ile bombalanacak bir köy ya da yaşanacak bir trajedi Türkiye’nin operasyona devam etmesini olanaksızlaştırabilir ya da operasyonun her türlü maliyetini katlanılmaz ölçüde artırabilir.

Tüm bu ve burada dillendirilemeyen risklere rağmen operasyon yapılacaksa da siyasi hedefin çok iyi seçilmesi şart. Unutmayalım ki hedef PKK artı peşmerge, gerekirse Amerikan güçleri denkleminden çok daha karmaşık. PKK için yola çıkıp Kerkük sorununu çözmek ise imkânsız. Tüm bunlar bilinip amaç sadece AKP iktidarını önlemekse de Türkiye’ye yazık...

20 Haziran 2007

Ergun Babahan yazdı: Çeteler ve Kuzey Irak operasyonu

ERGUN BABAHAN

Murat Belge'nin yıllar önce yazdığı bir yazıyı hatırlıyorum. Türk sinemasının meşhur bir senaryosuna atıf yapıyordu. Filmin kahramanı genç ve güzel kızı, kendisine tecavüz etmek isteyenlerin elinden kurtarmak için devreye girer. Ama sonuçta onun amacı da aynıdır. Belki sadece yöntemi farklıdır.
Bugün Türkiye böyle bir tablo yaşıyor.
Birtakım kurtarıcılar Ümraniye'de, Ankara'da ortaya çıkıyor.
Kimileri vatanı kurtarmak için dağa çıkmaktan söz ediyor.
Biraz eşeleyince bu kurtarıcıların terörle mücadele maskesi altında çete işlerine girdikleri, işyerlerini haraca kestikleri ve bu nedenle ya mahkûm oldukları veya yargılanma süreçlerinin dokunulmazlık zırhı altında kesintiye uğradığını görüyoruz.
Amaç memleketi mi kurtarmak, yoksa kendilerini mi, bu geçmişleri okuyunca daha iyi ortaya çıkıyor.
Türkiye bugün bir rejim krizinden geçiyor olsa da, kurumları ve kuralları yerinde duruyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri ve polis güçleri uluslararası ve ulusal hukuk çerçevesi içinde terörle mücadelesini sürdürüyor.
Doğrusu da budur.
Kestirme çözüm yolları önerenler, sorunun kaynağını sadece dışarıda görenler halkın milliyetçi duygularına oynamakta hiç beis görmüyor.
İnsanlığın başına gelen büyük felaketlerin bu duygularla oynamaktan kaynaklandığını görmezden geliyorlar.
Oysa elimde Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun hazırladığı "Kuzey Irak Operasyonu Raporu" var.
Rapor özetle şu konuların altını çiziyor:
- Sınır ötesi operasyon öncesi tüm çözüm yolları denenmemiştir.
- Çok başarılı bir sınır ötesi operasyon dahi Türkiye'nin PKK sorununu çözemez. Çünkü sorunun kaynağı Kuzey Irak değildir.
- Teröristle mücadele ile terörle mücadele aynı şey değildir.
- Sınır bölgesinde tampon bölge kurma çabası yararlı olabilir. Ancak bu konuda Irak ve Amerika'nın yardımını almak işleri kolaylaştırır.
- Operasyonun başarısız olması halinde terör örgütü daha çok militan ve sempatizan bulabilir.
- Türkiye'nin operasyon sırasında yapacağı hatalar Türkler ve Kürtler arasında kalıcı hasarlara yol açabilir.
- Sorunların birbiriyle bağlantısı olduğu muhakkaktır. Tüm sorunları bir operasyon ile çözme olanağı yoktur.

22 Haziran 2007 Cuma

İşte PKK'yı bitirecek çözüm !

Kaynak: Erkekçe Dergisi

USAK Başkanı ve ASAM'ın eski startejistlerinden Doç. Sedat LAÇİNER terörün reçetesini verdi.! ..................

İyisaatteolsunlar


Baskın ORAN, Radikal 2

Erken seçim kararı alındığından beri iyisaatteolsunlar insanlara "Böyle ortamda seçim olmaz" dedirtmek için uğraşıyorlar. Kilitlenen sistemin çözülmesi için bilinen tek demokratik çareyi, seçimleri engellemeye çalışıyorlar.

Şunu baştan söyleyeyim de öyle ilerleyelim: Savaşta bile olsak balgibi seçim yaparız. Neşe Düzel'in 11 Haziran tarihli Radikal'deki röportajında, Mülkiye mezunlarından USAK Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner hatırlatıyor:

"M. Kemal işgal sırasında seçim yapmıştı". Ekleyelim: İnönü de 1943 seçimlerini II. Dünya Savaşı belasının göbeğinde yapmıştı. Onun için, geçelim efendim, uğraşamayız, Seçimleri acaba kim istemiyor'a geçelim. Bunları dört kategoride toplamak mümkün.....

Sınır ötesi harekât için kaygılarım daha da derinleşti


Güneri CİVAOĞLU, Milliyet

Bir rapor okudum... Sınır ötesi harekât için kaygılarım daha da derinleşti. 2 buçuk yılda, 100'den fazla güvenlik ve bölge uzmanıyla görüşerek güvenlik, hukuk, uluslararası ilişkiler, siyaset ve sosyal bilim alanlarında akademisyenlerin hazırladığı bir rapor bu. U.S.A.K. (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) imzalı raporda kaygı verici eksilerin yanı sıra artılar da var.
Satırbaşlarını yansıtayım...

........................

- Pan-Kürtçü ideoloji "dünyanın en büyük devletsiz halkı Kürtlerdir" söylemini, içeride siyaset, dışarıda lobi yapar.
Sınır ötesi harekâtta bölgedeki köyler ve sivil halk zarar görürse, hele kadınlar, çocuklar ölürse, PKK, bunu, içeride taban kazanmak için, dışarıda ise, uluslararası psikolojik destek sağlamak için propaganda malzemesi olarak kullanacaktır.
Teröristler, bölgedeki köylere dağılarak, bu köyleri TSK harekâtında hedef haline getirecektir.

Sivil halktan birkaç ölü fotoğrafı, bu harekâta, dünya kamuoyunda büyük tepkiler oluşturur.

PKK daha şimdiden sivil halkı kalkan olarak kullanmaktadır.
Bu uygulamayı sınır ötesi harekâtta yayacaktır.

...........................

- PKK, bölgedeki Amerikan çıkarlarını, Barzani ve Talabani'nin planlarına zarar vermedikçe, Türkiye, PKK ile mücadelede yalnız kalacaktır.
O halde... Güvenlik güçleri ve Silahlı Kuvvetler, teröristle dağlarda savaşırken, Ankara da, PKK'nın ABD, Barzani ve Talabani ile arasının açılması için siyaset yapmalıdır. ....................

21 Haziran 2007 Perşembe

USAK Kuzey Irak Operasyonu Raporu Yayınlandı

* USAK Raporu Tam 63 Sayfa

Türkiye'nin önde gelen düşünce-araştırma kuruluşlarından USAK olası Kuzey Irak Operasyonu üzerine çalışmalarını bir rapor halinde yayınladı. 15 Haziran 2007 tarihinde yayınlanan raporun temel vurgusu gerekli hazırlıkların henüz tamamlanmadığı noktasına odaklanıyor. Raporun Takdim ve Özet kısımlarını aşağıda veriyoruz. Raporun tam metnine şu linklerden de ulaşabilirsiniz:

PDF Dosyası: http://www.usakgundem.com/pdfs/USAK_RAPOR-Kuzey_Irak.pdf
PKK Kronolojisi: http://www.usakgundem.com/pdfs/USAK_PKK_Kronoloji.pdf
1. Bölüm için: http://www.usakgundem.com/makale.php?id=286
2. Bölüm İçin: http://www.usakgundem.com/makale.php?id=285
3. Bölüm İçin: http://www.usakgundem.com/makale.php?id=284

----------------------------------
RAPOR HAKKINDA

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (U.S.A.K.) bu konudaki ilk raporunu 2006 yılında yayınlamıştı. Şartlardaki değişimi de göz önünde bulundurarak rapor gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir. Ancak aradan geçen bir yıllık sürede raporun öngörüleri ve tespitlerinde kaydadeğer bir hata olmaması raporun başarısını teyit etmiştir.

Elinizdeki rapor yaklaşık 2,5 yılda, 100’den fazla güvenlik ve bölge uzmanının görüşleri alınarak hazırlanmıştır. Raporun hazırlanmasında U.S.A.K. tarafından bir yılı aşkın bir süredir yürütülen Terörle Mücadele Projesi adlı proje de önemli bir altyapı sunmuştur. Bu çerçevede Güvenlik, Hukuk, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi disiplinlerinden onlarca akademisyen ve alandan çok sayıda uzman ve görevli ile çalıştaylar, çalışma toplantıları ve konferanslar düzenlenmiştir. Elinizdeki rapor söz konusu toplantı ve çalışmaların en azından sınır ötesi operasyon konusunda damıtılmış bir halidir denebilir. Ayrıca en son gelişmeleri göz önünde bulunduran USAK uzmanları son aylarda hummalı bir çalışma ile raporu son haline getirmeye çalışmışlardır...................

19 Haziran 2007 Salı

Çözüm içeride!

Şahin ALPAY

Bundan böyle Irak'ın bütünlüğü korunabilecekse, ancak gevşek bir federal yapı içinde korunabilir. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu'nun "PKK Terörü Sorunu ve Sınır Ötesi Operasyon Raporu" şu haklı uyarıda bulunuyor: Türkiye'nin izlediği yanlış politikalar Iraklı Kürtlerde kalıcı korkular doğuruyor ve onları başka ülkelerin yanına itiyor! Bu süreç tersine çevrilmeli! .........................................

Seçime kadar bekleyin


Enis BERBEROĞLU, Hürriyet gazetesi


ANKARA TÜRKİYE sınır ötesi operasyonu o kadar şeffaf tartışıyor ki...

Düşünce kuruluşları rapor yayınlamaya başladı bile. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) raporunda operasyonun yaratacağı siyasi risklere ve istismar ihtimaline işaret ediliyor, "Teknik olarak mümkünse operasyonu seçimden sonra yapın" deniliyor. Diğer riskler şöyle sayılıyor:

Tampon Bölge: Güvenlik şeridi PKK’ya yeni eylem alanı yaratır. Terör örgütü bugüne kadar Kuzey Irak’ta saldırıdan kaçındı. Ama Türk askerinin bölgeye girmesi eylem derinliği sağlar.

İç savaş riski: PKK, Kuzey Irak’a giren Türk askerini mümkün olduğu kadar güneye, ülke içine çekmeye çalışacak. Eğer Türkiye bu tuzağa düşerse Şii-Sünni savaşının tarafı haline gelebilir.

Sivil hedef: PKK asla cephe savaşına girmeyecek. Zaten şimdiden sivil halka karıştı. Türkiye yanlışlıkla sivil hedefe zarar verirse dış itibarı ciddi yara alır. ........................

Kısaca USAK

USAK Foto Galeri

USAK Evi